Hekimoğlu Türküsü

türkücülük fakültesinin katkılarıyla:



Evet sevgili dinleyenler ve dinlemeyi hayal edenler, evrenin belki de ilk ve tek sessiz radyosunda birlikteyiz. Evet bu günkü kaka huylu konuğumuz Tembel Tembellikoğlu, bu sayede tembel aylıların kafalarına koca koca taşlar atacağız.



Konuğumuz Sayın Tembellikoğlu'nu konuşma zahmetine sokmadan önce bir öykümüzü dinleyelim...



HEKİMOĞLU HİKÂYESİ



Yer Ordu (1850-60) Korgan yaylasında Hekimin bir oğlu olur adı İbrahim. İlerde halkın kahraman olup ‘Hekimoğlu’ diye anılacak bu delikanlı, sarışın uzun boylu yakışıklı yiğit ve akıllı. Çatışmalarda ‘Martini’ tüfeğine bağladığı ayna sayesinde düşmanlarını gözünü kamaştıracak kadar akıllı.



İşte o yıllarda bir Gürcü akını sürmektedir Ordu dolaylarına... Korgan yaylasında da Sefer Ağa adında bir Gürcü Beyi hüküm sürmektedir. Babasına bakma kızı al derler ya işte bu babaya bakmazsak Gürcü Beyin çok güzel ‘narin’ bir kızı varmış, adı Fadime. Kahramanımız da bu kızı bir gün değirmen yolunda görmüş, tabi kız da onu görmüş olacak ki gizlice Hekimoğlu ile buluşmuş cadaloz. Ama kızımızın başlık parası çoktan verilip bir amcaoğluna sözlendirilmiş bile.



O zamanlar milletin birbirine gurur yapma lüksü yokmuş tabi. Ancak töre bile bu aşkı engelleyememiş. Hikâyenin sonrasında: Kızın nişanlısı bunları görür ve narin kızımızın sorguya çekilmesine neden olur ve gizli aşk ortaya çıkar. Gürcü Sefer Ağa dellenir ve Hekimoğlu’nu teke tek hesaplanacak bir yere çağırır.



Gürcü Beyi sözünü tutmayıp Hekimoğlu’na adamlarıyla pusu kurar. Ancak mavzeri aynalı yiğidimiz çemberi yararak kurtulur ve bu arada kalleş ağanın en önemli adamlarından birini de öldürür. Bu olay yiğidimizin ‘Hekimoğlu’ diye anılmasının ve halk gözünde kahramanlaşmasının başlangıcı olur.



Hekimoğlu, Bolu beyine başkaldıran Köroğlu gibi, dağa çıkmaktan başka bir çare bulamaz. Ardından halk ona o da halka kucak açar ve ‘Robin Hood’a esin kaynağı olur (hani bunu istilacılar da okuyordur çağrışım yapsınlar diye) Yeşil Karadeniz ormanlarındaki bu zenginden alıp fakire verme, zorba yönetime başkaldırma, esnasında kendine katılanlarla güçlenen Hekimoğlu; Gürcü Beyinin korkulu rüyası olur.



Bunun üzerine Sefer Ağa komşu Ünye Fatsa yörelerini de dolaşarak Hekimoğlu’na karşı kışkırtır (kulis yapar) Fatsa’daki gönüllülerin kurduğu zaptiye karakolu komutanı dahi Hekimoğlu’nun peşine düşer.



Gürcü Beyine gelen bir istihbaratla Hekimoğlu’nun bir fırıncının evinde kaldığını öğrenir. Fatsa’daki zaptiye kuvvetlerini ve kendi adamlarını da alarak Kumru’daki köye yürür. Evin çevresi sarılır ve bir çetin çatışma daha başlar. Ağanın önemli bir adamı daha vurulur ve Hekimoğlu evin bitişindeki fırını arkasını delerek kaçacak bir yer bulur. Gürcüler için de bir yas daha vardır.



Günlerden bir gün Hekimoğlu’nun iki yeğeni ‘Çitlice’ köyüne dost bildikleri muhtarın evine giderler. Ancak ‘puşt’ Çitlice Muhtarı, Hekimoğlu’nun yeğenlerini çoktan satmıştır. İki genç kurşun yağmuruna tutulur.



Acıdan çıldıran Hekimoğlu hemen köye iner puşt muhtarın evini sarar; ancak bu bir tuzaktır ve ağanın adamları dahil tüm zaptiyeler pusudadır. İşte o yaman cenk başlar. Hekimoğlu bu sefer de pusuyu yarmayı başarsa da ağır yaralıdır; kendisi kadar ünlenmiş ‘aynalı martin’ adlı tüfeği elinden düşer. Bir ağacın dibinde son nefesini verirken boğularak öldürülür.



Hekimoğlu’nun cesedi kendini eşkıya avcısı sanan zaptiyeler eşliğinde Fatsa’ya getirilir. İlerde Amerika’ya yerleşecek bir Rum köylü başka fotoğrafçı olmadığından kaymakam ve zaptiyelerin olduğu o ünlü resmi çeker (1910) ve o resim daha sonra resmi çeken tarafından Fatsa Belediyesine gönderilir.
Ve şimdi yine sevgili konuğumuz tembelliği yormadan, türkümüzü dinliyoruz... (Tüm yorumları dinledikten sonra bu karma bir sürüm oldu...)

Hekimoğlu Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da narinim kendi nefsime
Konaklar yaptırdım döşetemedim.
Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu dedim de narinim aslan yürekli
Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi
Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi

Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek
Hekimoğlu derler bir ufak uşak
Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek

Ünye Fatsa arası ordu da kuruldu
Hekimoğlu dedim de narinim o da vuruldu
Ocaklarda yanar odun kömürü
Çok canları yakıyor da narinim mavzer kurşunu

Türküyü Yoranlar: Fuat Saka, Ferhat Tunç, Grup Çığ, Ahmet Yımaz, Çakır...

- Şimdi daha bir başka anlamlı oldu türkü öyle değil mi. Sayın Tembellik buralara kadar geldiğiniz ve bizi engin yorumlarınızla yorduğunuz için size çok teşekkür ederiz...
- Estağfurullah efendim, bir dahaki programda görüşmek üzere sevgili dinleyenler, hadi bakalım...

Kaynak: Mehmet Bayrak Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri/ Yorum Yayınları Ankara 1985, çeşitli internet siteleri, google, k. lite K++, http://members.lycos.co.uk/zilem/martin.htm
Hikâyeyi farklı kaynaklardan usanmadan okuyup kendince düzenleyen ve türkünü tüm yorumlarını üşenmeden dinleyip torunlarına örnek olmaya çalışan: Aydede Aydagezertürküçığırıroğullarından

AE - Türkücülük Fakültesi (Arza Küsüp de Aya Göçenlerin Mekanı)
Yorum Gönder